[De ki,"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"Ancak, yalnızca akıl-iz'an sahipleri bunun farkındadır._39/Zümer:9]

9.02.2008

CELAL ŞENGÖR VE ELEŞTİREL AKILCILIK

CELAL ŞENGÖR VE ELEŞTİREL AKILCILIK / Şahin ALPAY

İngilizce, Almanca ve Fransızca dillerinde yüzlerce yayını vardır, onlarca uluslararası ödülün sahibidir. Doğa bilimlerinde Türkiye'nin bir numarası; jeolojide dünyanın önde gelen bilim adamlarından biridir. Hobileri olan bilim tarihi ve felsefesi, Orta Asya ve Eski Yunan mitolojisi ile Osmanlı tarihi alanında engin bilgi sahibidir.
Prof. Dr. Celal Şengör'le, çok farklı görüşte insanların uygarca tartışabileceğini, birbirlerine saygı ve sevgi duyabileceğini gösteren, on yıllık bir dostluğumuz var. Kamuoyunda fevkalade sivri beyanlarıyla, bağnaz tavırlarıyla tanınan Şengör, özel hayatında cana yakın bir insan olduğu gibi, karşısındakini dinleyen, yanılıyor olabileceğini, bazen yanıldığını da kabul eden bir kişidir. Yazılarımın çoğuna birkaç satırla da olsa yorum gönderen en dikkatli okurlarımdan biridir. Ne var ki, her ne kadar benden çok şey öğrendiğini söylüyorsa da, görüşlerini bir nebze etkileyebilmiş değilim. (Bu da herhalde "başarı" haneme yazılmalıdır.)
Dünya çapında bir değerimiz olan Celal Şengör, her ne kadar gerçekte böyle olmadığını söyleyecekse de, ne yazık ki bilimin her şeye kadir olduğuna dair (bilimperest), sıradan insanlara değer vermeyen (seçkinci), halkın rızasıyla yönetime (yani demokrasiye) soğuk bakan, her şeyi en iyi askerlerin bildiğine ve yaptığına dair (militarist) ve sadece kendisi için özgürlük isteyen (illiberal) görüşlerin başta gelen temsilcilerinden biri olarak temayüz ediyor. Buna gerçekten üzülüyorum; çünkü Şengör, eğer iddia ettiği üzere eleştirel akılcılık felsefesine bağlı olsaydı, okumuşlar arasında yaygın kaba materyalist ve pozitivist fikirlerin aşılmasına, açık toplumun güçlenmesine, kutuplaşmaların aşılmasına ciddi katkı yapabilirdi. Ama o, inatla bunun tam tersini yapıyor, eleştirel akılcılığı katlediyor. Son örneği, Üniversitelerarası Kurul üyelerine gönderdiği mektup. Bu mektupta Şengör, şu vahim yanlışları yapıyor:
"Hukuk tahakküm aracı olabilir" deyip komünist ve Nazi rejimleri buna örnek olarak verirken, kanun devleti ile hukuk devletini birbirine karıştırıyor. Hukuk devleti, komünist, Nazi, faşist, İslamcı, Kemalist ve sair ideolojileri değil insan haklarını temel alan hukuk kurallarının uygulandığı rejimin adıdır. Açık toplum, başta ifade ve inanç özgürlüğü olmak üzere insan haklarına saygı gösterilen toplumdur. Fikir ve inanç özgürlüğü, yalnızca başkalarının özgürlüklerinin korunması amacıyla sınırlanabilir. Özgürlükler, açık toplumun inşası ve korunmasında özel bir yeri olan üniversiteler açısından özellikle önemlidir. Fikirlerin ve inançların serbestçe ifade edilemediği toplumda ne bilimsel ne de toplumsal gelişme olabilir. Üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı, ne temel hak ve özgürlüklerle ne de laiklikle bağdaşır. Yasağa destek vermek, açık toplumun karşısında olmak demektir.
Eleştirel akılcılık, bilimin sınırları olduğunu kabul eder. Evren ve toplum hakkında en güvenilir bilgileri bize bilim sağlar. Ama bilim, yanlışlığı gösterilene kadar geçerli teorilerden oluşur; yanlışlığı gösterilen teorilerin yerine yenilerinin konulmasıyla ilerler. Bilim ilerledikçe ne kadar az bildiğimiz ortaya çıkıyor. Sosyal bilimler, insanlık var oldukça dinin de var olacağını gösteriyor. Bilimden ahlak çıkmaz, ahlakın kaynakları din ve felsefedir. Dolayısıyla ne din bilimin yerine ne de bilim dinin yerine konulabilir. İkisini birbirine rakip görmek, eleştirel akılcılıkla bağdaşmaz. Din ile bilimin alanları ayrıdır; ikisinin de birbirine saygı göstermesi gerekir. İnsanlık tarihi (komünizm ve Nazizm gibi) dinin yerine bilimi, (her türlü köktendincilik gibi) bilimin yerine dini koymaya kalkışanların yol açtığı canavarlıklarla doludur. Bilim bağnazlığı, dinsel bağnazlık kadar tehlikelidir. ( Zaman; 05 Şubat 2008 )
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=647899