[De ki,"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"Ancak, yalnızca akıl-iz'an sahipleri bunun farkındadır._39/Zümer:9]

11.02.2008

AYDINLANMA?

AYDINLANMA?_ Taha AKYOL

BİZDE, hele de 'kurumlar'da "Aydınlama" deyince akan sular duruyor! Marksizmin, "bilimsel sosyalizm" etiketiyle bilim adına hükmetme' yetkisini kendinde görmesi gibi, bizde de "Aydınlanma" deyince mutlak doğruyu savunuyormuşuz gibi bir psikoloji oluşuyor. Hatta bazı hukukçularımız Aydınlanma'yı bir anayasa hükmü haline getiren anayasa taslağı bile hazırladılar!Aydınlanma anlayışının nasıl baskıcı bir eğilim olduğunun kanıtlarından biridir bu!Aydınlanma'nın tarihinde de bir "aydınlanmış despotizm" (münevver istibdat) övgüsü vardır! Sky Türk kanalında cumartesi gecesi Enver Aysever'in "Aykırı Sorular" programında konuşurken de bu konu gündeme geldi. "Aydınlanma" kavramının bu kavramı kullananlara nasıl bir haklılık ve üstünlük duygusunu kazandırdığını gördüm.Marksizmdeki "öncü aydınlar" teorisi de böyleydi.Totaliter aydınlanma"Aydınlanmanın, aklın, bilimin" sözcüsü olmak! Muazzam bir psikoloji tabii! Peki, "ötekiler?" Onlar cahil, satılmış, örümcek kafalı, hasta falan olmalı!Öyle suçluyorlar zaten. Mitingdeki bir konuşmacı Meclis çoğunluğu için "Bunlar hasta" diyebildi!Bilim ve aydınlanma anlayışında bilimin her şeyi kapsadığına, her alanda tek yol gösterici olduğuna iman edilir. 'Ters' bir şeyler söyleyenler ya hasta ya satılmış olmalı!Soljenitsin ve Pasternak gibi 'ters' düşünenler uzun süre tımarhanede tutulmuşlardı.Siyasi bir görüşü bu şekilde bilimle özdeş saymanın nasıl totaliterliğe yol açtığını, totaliter siyasi ideolojilerin babasının da Aydınlanma filozofu Rousseau olduğunu Talmon, "Origins of Totalitarian Democracy" adlı eserinde göstermiştir.Sadece din adına değil, bilim, akıl, Aydınlanma adına da birçok bilgin ve düşünür katledilmiştir! Lavoisier, Aydınlanma uğruna kesilen bilgin başlarından sadece ilkidir!Çağımızda bilimÇağdaşları gibi Atatürk de pozitivistti ve 'Fransız Aydınlaması'ndan esinlenmişti. Ama asıl hedefi "muasır medeniyet"tir ve çağımızdaki muasır medeniyet, Aydınlanma'yı ve pozitivizmi çoktan aşmıştır.Aydınlanma, Newton fiziğine dayanıyordu. Bilimin her alanda, her şeyi kapsayabileceğine itikat ediyordu. Çağımızda ise izafiyet ve kuantum teorileri yepyeni bir evren tasavvuruna yol açmıştır. Karl Popper de göstermiştir ki, bilim "doğrulanmış bilgi" demek değil, "yanlışlanabilir" teori, yani sınanması mümkün bilgiler demektir. Bilimin bu şekilde "sınanabilirlik"le kendi 'yetki' alanını belirlemesi bilimi totaliterlikten uzaklaştırmış, insanların felsefi, estetik, dini ve siyasi tercih hürriyeti genişlemiştir. Karl Popper'in aynı zamanda bir liberal demokrat ve açık toplum savaşçısı olması tesadüf değildir."Bilim" her alanda değil, kendi 'sınanabilir' alanında tek rehberdir; bunun dışında geniş bir "felsefi tercih" alanı da bulunduğu içindir ki, değişik siyasi görüşler vardır, dindar ve ateist bilim adamları vardır.Nitekim dindar bir Müslüman olan Prof. Abdüsselam ile aktif ateist Prof. Weinberg "elektromanyetik etkenlerin bileşimi" konusunda birbirlerinden habersiz olarak aynı bilimsel teoriyi kurarak Nobel Fizik Ödülü'nü kazanmışlardır.Elbette türbanlı bir kız da yarın çeşitli bilim ödülleri kazanabilecek bir performansı gösterebilir.Bırakınız öğrensinler, bırakınız öğretsinler.Hür üniversitede sadece dinin değil, Aydınlanma'nın da yasakları olamaz!
(Milliyet;11.02.08)
http://www.milliyet.com.tr/2008/02/11/yazar/akyol.html